Türkiye Cumhuriyeti

Doha Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçi Ahmet Demirok'un "al Watan" Gazetesinde Yayınlanan Mülakatı , 01.09.2016

Büyükelçi Ahmet Demirok'un, Türkiye-Katar ilişkileri, ülkemizde yaşanan darbe girişimi, Fırat Kalkanı harekatı ve 30 Ağustos Zafer Bayramı hakkında verdiği mülakat "Al Watan" gazetesinde bugün yayınlanmıştır.

"Yara Abu Shaar

01.09.2016

Al Watan gazetesi

T.C. Doha Büyükelçisi Demirok, Al Watan gazetesine verdiği mülakat

“Yüksek Stratejik Komite Toplantısı hazırlıkları kapsamında, üst düzey görüşmeler…”

T.C. Doha Büyükelçisi Demirok, bu yıl Zafer Bayramı kutlamalarının daha farklı olduğunu dile getirerek, 15 Temmuz gecesi meydana gelen başarısız darbe girişiminin bastırılmasının, Türk halkı için yeni bir zafer niteliğinde olduğunu belirtti.  
Büyükelçi, Türkiye’nin bugün eskiye göre daha güçlü olduğunu, dost ülkelerin sayısını çoğaltan ve düşman ülkelerin sayısını azaltan bir strateji benimsediğini vurguladı. Büyükelçi bu kapsamda, Katar ve Türkiye ilişkilerini överek, iki ülke arasındaki ilişkilerin kardeşlik ve dayanışma üzerine kurulu olduğunu, iki ülke arasında gittikçe güçlenen ilişkiler bulunduğunu belirtti.

Türk-Katar ilişkilerini ve iki ülke arasındaki dostluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlişkilerimiz, kardeşlik ve dayanışma üzerine kurulu, mükemmel seviyede olup gittikçe güçlenmektedir.  
Katar Devleti, kardeşliğe dayanan tutumunu geçen ay Fethullah Gülen cemaatine mensup küçük bir grup tarafından düzenlenen başarısız darbe girişiminde sergilemiştir. Katar Devleti, darbeyi kınayan ilk ülkeler arasından olup, Şeyh Tamim Bin Hamad Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak dayanışma ve desteklerini dile getirmişti. Bunun yanısıra, Şeyh Mohamed Bin Abdelrahman Al Thani darbe girişiminden sonra Türkiye’ye ziyaret düzenlemişti. Katar Başbakanı Şeyh Abdullah Bin Nasser Bin Khalifa, T.C. Başbakanı Binali Yıldırım’a dayanışma mesajları göndermişti. Türkiye’ye ve Türk halkını desteklemek amacıyla tarafıma mesaj gönderen Katarlı kardeşlerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Sözkonusu yakın ilişkilere dayanarak, iki ülke arasında vize muafiyeti uygulanmıştır.

Katar ve Türkiye Yüksek Stratejik Komite’nin ikinci toplantısı için hazırlıklar devam etmektedir. İki taraf ne zaman toplanacak ve görüşmeler hangi konular üzerinde olacak?

İlişkilerimizin düzenli ve uzun vadeli olması için çalışmaktayız. Stratejik Komite, iki ülke arasında bulunan işbirliğini güçlendirdiğinden dolayı önemlidir. Komite’nin birinci toplantısı geçen yıl Aralık ayında düzenlenmişti, ikinci toplantı ise bu yıl Kasım veya Aralık ayında Türkiye’de düzenlenecektir. Toplantı hazırlıkları kapsamında iki ülke arasında üst düzey ziyaretler gerçekleşecektir.  
Birinci toplantıda iki ülke arasında 17 işbirliği anlaşması imzalanmıştı. Yakın dönemde tüm alanlarda olmak üzere birçok anlaşmanın imzalanması beklenmektedir.

Bugün Türkiye Zafer Bayramını kutlamaktadır. Bu gün Türk Halkı için ne ifade etmektedir?

Zafer Bayramı Türk halkı için çok önemlidir, bir dönüm noktasıdır. Bugün, 1922 yılında Türk ordusunun elde ettiği zaferin 94. yılını kutluyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Türk toprakları, Yunan işgalinden kurtarılmıştı.

Zafer Bayramı, darbe girişiminden 2 ay sonra kutlanmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birlik içinde olduğunu söylemek mümkün mü?

Darbe girişimini bastırmak, Türk halkının bir diğer zaferidir. Darbe girişimini düzenleyen grup, Türkiye’nin özgürlüğünü ve istiklalini hedef almıştır. Türk ordusu bugün, güçlü, birlik içinde olup tüm zorluklara karşı gelebilecek durumdadır.

Cerablus’ta Fırat Kalkanı operasyonuyla, Türk ordusunun görevlerini yerine getirebileceğini vurgulamak amaçlanmıştır… Türkiye, Suriye topraklarında düzenlenen bu operasyonla nasıl bir mesaj iletmeye çalışmıştır?

Fırat Kalkanı Operasyonu sınırlarımızı terör örgütlerinden temizlemeyi amaçlamaktadır. Türk Ordusu NATO’nun ikinci en güçlü ordusu olup dünyanın en güçlü orduları arasında bulunmaktadır. DAEŞ’in sınırımızda bulunması, Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektedir. Buna göre, Türk Ordusu Uluslararası Koalisyonun hava desteği ile bir operasyon başlatmıştır.

Suriye’deki durum Türkiye’nin milli güvenliğini nasıl tehdit etmektedir? Güvenli bir bölgenin kurulması, Türkiye’nin güvenliğini sağlar mı?

Suriye krizi tüm dünyayı etkilemiştir. Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren DAEŞ, Belçika, Fransa, Almanya, ABD ve birçok ülkede son dönemde terör saldırıları düzenlemiştir. Türkiye, Suriye’nin komşusu olarak direk ve olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Güvenli bölgenin kurulması baştan beri Türkiye’nin önerisiydi ancak müttefiklerimiz bu öneriye destek vermemişti. Suriye halkının acılarını bitirecek çözümün bulunması gerekmektedir.

Türk ordusu PKK ve DAEŞ’in teşkil ettikleri tehlikeyi durdurabilmiş mi?

Fethullah Gülen, PKK, YPG, DAEŞ gibi birçok terör örgütü Türkiye’yi hedef almaktadır.  
Türk ordusu bu örgütlerle savaşmaktadır ve güçlü bir şekilde onlara karşı gelmeye devam edecektir. Komşularımızdan ve NATO’daki müttefiklerimizden bu terör örgütlerine karşı savaşmalarını istiyoruz.

Başarısız darbe girişiminden sonra Türk Ordusunun yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında Türk Ordusu’nun bazı görevleri polis ve jandarmaya verilmiştir. Sözkonusu durum Türk ordusunun gücünü etkiler mi?

Ordunun yeniden yapılanma çalışmaları, Türk Ordusunun gücünü güçlendirmeyi hedeflemekte ve ülkemizi gelecekte bu gibi girişimlerin meydana gelmesinden korumayı amaçlamaktadır. Demokrasiyi ve politik düzeni güçlendirmek önceliklerimizin arasında bulunmaktadır. Türkiye’deki kararlar demokratik oylamayla gelen meclis üyeleri tarafından alınmaktadır. Herhangi bir tarafın, Türk hükümetinin ve Türk Parlamentosunun kararlarına karışmasını reddediyoruz.

Darbe girişimi sonrasında diğer ülkelerin tepkileri, Türkiye’nin dış politikasını etkileyecek mi?

Darbe girişimine karşı, diğer ülkelerin tepkilerini not aldık. Katar Devleti, Türkiye’yi destekleyen tutumunu ilk günden dile getirmişti. Sözkonusu tutum başka dost ülkeler tarafından da sergilenmişti. Ancak, Batı ülkelerinin tepkisi zayıftı, darbe girişimini kınamakta geciktiler. Sonunda, yaklaşık 2 ay aradan sonra, Batı’nın tepkisini görmeye başladık. Buna dayanarak da Türkiye dostlarını ve dost olmayanları görebilmiştir.

İdam cezasının tekrar kabul edilmesi, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini zorlaştıracaktır. Darbecilere karşı Türk hükümeti neden böyle bir seçimi koymuştur.

Darbe girişimi Türkiye’de büyük bir şoka neden olmuştur. Birçok masum sivil F16’lara karşı canlarını siper etmiştir. Bu durum Tük halkı tarafından büyük tepkilere neden olmuştur. Halkın ilk tepkisi bu darbecilerin idam edilmesiydi. Ancak Türkiye demokratik bir ülkedir ve kararlarını kanunlara göre almaktadır. Darbeciler, adil bir muhakemeye tabii olacak ve kanunlara göre cezalarını alacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, meclis idam cezasını kabul ederse, kendisinin de onaylayacağını belirtti. Türkiye Avrupa Konseyi üyesi oluğundan uluslararası birçok sorumluğu vardır. Sözkonusu durumdaki kararını demokratik yollarla alacaktır.

AB üyeliği Türkiye’nin öncelikleri arasında bulunmaya devam etmekte midir?

Tabii, kesinlikle. Türkiye ekonomik ve politik açıdan birçok Avrupa ülkesinden iyi durumdadır. Ancak AB üyeliğini cennete girmek gibi görmüyoruz. AB birçok zorlukla karşı karşıya gelmektedir. Mülteci krizi sebebiyle AB’nin bütünlüğü Türkiye’nin istikrarına bağlıdır. Türkiye, mültecilerin sınırlarından geçmeyi kabul ederse AB zarar görecektir. AB Türkiye’ye, daha fazla muhtaçtır. AB’nin temelini oluşturan ilkelere inancımızdan dolayı AB’ye tam üyelik istiyoruz. Demokrasi, insan haklarına saygı, kanunun üstünlüğü gibi konular bu ilkeler arasında bulunmaktadır. AB’ye üye olmamız halinde AB’yi güçlendireceğimize inanmaktayız. AB, ekonomik yönden güçlü olmasına rağmen, stratejik ve savunma bakımından zayıftır."

İlgili Dosyalar :

- Ambassador- Victory day Al Watan.jpeg